Kayısı Ağacı

Az önce pencereden dışarı bakarken, bahçedeki tek ağaç olan kayısı ağacı ile gözgöze geldik yine.Bu yaz öyle bir serpildi ki yavrucuğum,dallarıyla sanki benim penceremden içeri girme gayretinde. Aklıma büyük usta Nazım'ın sözleri geldi birden,"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine..." Düşündüm de,sevgili kayısı ağacı tek ve hür bulunduğu yerde,bir ormanda yaşasaydı,kardeşçe yaşamayı becerebilirler miydi?Evet tabiiki,hem de nasıl...Onu beceremeyen insanlar,insanlara mahsus bir konu bu;bir arada kardeşçe,dostça yaşayamamak galiba. Şu an tatilde olan bir arkadaşımın ağzından birebir aktaracağım yazıda ne diyor bakın? "Bu kadınlara ne olmuş böyle.Her yerde kavga cıkarıyorlar ,saldırıyorlar...Ruh sağlığı bozuk arızalı toplum dedik ama, bu ne ya...Görgüsüz kaba adamlar,bir sürü salak zır cahil kadın..İnanılmaz.Bodrum burası bir de...sevis elemanlarına yazık ...3 krş para verecekler mekanı satın aldığını sanan bir sürü sonradan görme...paraları ne kıymetliymiş bunların..evlerinde otursun sazanlar...huzurumuzu bozmasınlar...tatile gelmişler ,tebessüm eden insan yok...nezaket yok..Bu ülkenin insanlarına ne oluyor böyle...?" Gülümsedim okurken.Yorum yok. Bir taraftan egolarını yeterince okşayamadığımız dost bildiklerimiz yabancı oluvermişler,anmaz olmuşlar adımızı.Ne iştir kardeşim?...Eskiden kötü gün dostu diye bir terim vardı,unutulmuş şimdilerde.Özetle;egosunu okşadığın daima yakın olabiliyor sana,hele ki bir gaflete düş,yandın o vakit. Ve kederi de yaşamalısın, Namusluca, bütün benliğinle çünkü acılar da, Sevinçler gibi olgunlaştırır insanı.Eskidenmiş sabredip murada ermek, Şeyhin kerametini bekleyerek. Öyle zamanlar yaşamaktayız ki dostum, Erdemdir bazen, sabretmemek. Diyen usta Ataol Behramoğlu sanki inceden yüreklerimize su serpmekte... Olgunlaşma,OL'ma yolunda acılar da,üzüntüler de,aldanışlar da,hayal kırıklıkları da mübahmış.Hadi hayırlısı dostlar,görecek günler var daha.

0 yorum:

Yorum Gönder


up