Bir Sonbahar Hikayesi

En duygusal mevsim bence Sonbahar,bulutlar hazır,dolu,dopdolu gözleriyle..Toprak ana doğurmuştur,nadasları yapılmış,huzur içindedir artık,kucağı açıktır bir dahaki döllenmeye.Bahçedeki tek-tük,yaza vedaya hala isteksiz son edalarıyla salınan karanfiller,güller..Ya zeytinler;düştü düşecekler dallardan,"hadi toplayın artık bizi"diye sataşmaktalar etrafa..:)Yakıcı güneşi uğurlarken sevgiyle,yeşil yapraklara veda ederken(ölmediklerini uykuya yattıklarını düşünmek de hoştur)sararmış yaprakların eşliğinde yürümek aşka,yeniye nasıl da sancısız,yumuşacık bir doğumdur..Bu kadar mı güzel taşır ruhunda anlamlı olan herşeyi bu ay..?Bu kadar mı çok şeyi alır kucağına. Cumhuriyet'in,özgürlüğün ilanı da Ekim ayının kanatları altında değil mi..?Bu ayda doğanlar gibi,Ekim de aydınlık yüzlü,dost canlısı,yaratıcı...ha.. aydınlık yüzlü,dost canlısı dedim de geçen Ekim ayında yaşadığım bir anı geldi aklıma..:)
Serin fakat güneşin parlak ışığıyla cam gibi aydınlık bir öğleden sonraydı.Yapmam gereken işlerimi bitirmiş eve dönüyordum.Fakat canım eve de girmek istemiyordu.Yol boyunca yaşamımda,çocukluğumdan şimdiye kadar geçen kesitler geldi gözlerimin önüne.Önünden geçmekte olduğum çaybahçesine baktım,hafif bir gülümsemeyle burukluk karıştı ifademe.Ne güzel anılarım vardı orada,hiç silinmemiş,ortam da fazla değişiklik olmadığı için, yıllar önceki konumunu halen koruduğu için anılarımın da daha net canlanmasını sağladı .Sürekli uğrak yerimizdi.Sıkı anılarım vardı dostlarımla burada.
Adımın seslenilmesiyle birden sıyrıldım anılardan,dönüp baktım sesin geldiği yöne, inanamadım!Az önce içimden geçen şeritlerin başrol oyuncusu ta karşımdaydı,uzun yıllar olmuştu görüşmeyeli..Sarıldık özlemle..-Bak dedim..nerede karşılaştığımızın farkında mısın?Hadi bahçemize geçip eski günlerdeki gibi oturup çaylarımızı söyleyelim..aynı garsonlar yok ama..gülüşerek sevdiğimiz bir köşeye geçip oturduk.-Hadi hemen anlat,neler yaptın bunca zaman,nerelerdeydin?dedim.Başladı anlatmaya aydınlık yüzlü arkadaşım;"Uşak'ın bir kasabasına gelin gittiğimden beri gelmedim,gelemedim buralara,hiçbir şey değişmemiş,sen de değişmemişsin, şirin o hep gülen yüzünle,sıcacık insanın içini ısıtan bakışlarınla,enerji dolu tatlı sesinle hep aynısın".-Boşver beni şimdi, kendini anlat hadi..Sonra?."Yıllarca bir cenderede yaşadım Mürüvet".""Keşkelerle yaşadım,ne işim vardı benim buralarda ?sorularıyla cebelleştim durdum sürekli..""Birbirine tamamen zıt,apayrı kültürlerde,apayrı kişilik yapıları ve görüşlerdeki iki insanın uyumu nasıl olursa,ben onu yaşadım"-Söyledik sana o kadar ama anlatamadık ki..!"Haklısın canım,ama o dönemlerde anlayacak durumda değildim,bana renkli ve cazip gelen şeylerin peşinden sürüklendim gittim"-Şimdi ne oldu?..-Neden burdasın?."Çünkü artık kendimi yaşamaya karar verdim"-Ne güzel bir haber bu!..-Peki bunu nasıl yapmayı planlıyorsun?"Eski defteri kapattım ve kendimi daha çok sevmeye başladım,güzel hayaller içindeyken,günün birinde bu hayallerimin baş kahramanını çektiğimi gördüm kendime,hayatıma ..ilahi birşeydi bu."
"İşte yeniden buradayım yıllar sonra ama çok farklı biri olarak,kendini çok seven,hayallerinden gerçeğe dönen başkahramanına aşık,hem de sırılsıklam aşık,mutlu bir Hülya olarak yine ,yeniden buradayım".Kalktım yerimden, sarıldım Hülya'ya..en az onun kadar kelebekler uçuştu midemin biryerlerinde.Hem ona yeniden kavuştuğum için,hem de yaşadığı mutluluğu içimde canlı hissettiğim için.:)
Kalktık birlikte,tekrar görüşmeyi umut ederek ayrıldık.
Tabii bendeniz,karşılaşma öncesindeki düşüncelerime ,sonrasındakileri de ekleyerek düştüm yola yeniden.O kaldırımdan bu kaldırıma,karşılaştıklarıma selam vere vere,hafiften çökmekte olan akşamın tatlı serinliğini hissede hissede,mis gibi ağaç kokularını içime çeke çeke,evimin yakınındaki zeytin ağaçlarına dokuna dokuna evin yolunu tuttum.
Düşündüm eve girerken,posta kutusuna bakarken,merdivenleri çıkarken(asansörü kullanmıyorum 3. kata çıkmak için),hatta kapıyı açarken,çantamı,anahtarları portmantoya bırakırken,sonbahar mevsimlerin en güzeliydi evet:)..özellikle Ekim ayı..içinde anlatılacak nice hikayelerimi saklıyordu,ne tatlı bir sarhoşluğu vardı.
Evet evet en duygusal mevsim sonbahar:)Her ne kadar hüznün simgesi olmuş olsa da güz geldiğinde ağaçlarını bırakıp giden yapraklar,erkenden saklansa da güneş dağların arkasına,yaz tekrar dönmek üzere uzaklaşsada,rüzgarı yeniden göğüsleme vaktidir sonbahar..Geride kalanlarla gidenlerin arasındaki o adı konulamayan hüzündür belki sonbahar,öyle de olsa bana göre coşkudur,tatlı bir boyutun burgaçıdır sonbahar.:)
Mürüvvet Sevim

0 yorum:

Yorum Gönder


up